Kitlesel Arı Ölümleri Saha Raporu 1

Saha Raporu ( Prof. Dr. Halil YENİNAR )

  • 27-30 Eylül 2018 tarihleri arasında Elazığ, Bingöl, Tunceli ve Malatya illerinde bulunan arılıklarda yapılan koloni kontrollerinde
  1. Kovanlarda tarlacı arının nerede ise yok denecek kadar az olduğu
  2. Kışlama için yeterli işçi arı popülasyonun olmadığı
  3. Kovanda kışlama için yeter miktarda bal ve nektarın olmadığı
  4. Kışlama öncesi petek gözlerde açık ve kapalı arı ekmeğinin hiç bulunmadığı
  5. Taze polenin eser miktarda toplandığı
  6. İşçi arıların vücut ölçülerinin olması gerekenden düşük olduğu
  7. İşçi arıların vücutları üzerindeki kılların döküldüğü ve parlak oldukları
  8. Körüksüz açılan     kovanlarda    ergin    arıların     saldırganlık     ve    sokma    davranışında bulunamadıkları
  9. Yavru arıların pupal dönemlerini tamamlayamadan açılan petek gözlerde öldükleri
  10. Parazitik Akar Sendromu (varroa, bakteri ve virüslerin birlikte sergiledikleri klinik görüntü)
  11. Kapalı gözlerin tetkikinde varroların bulunduğu
  12. Bazı kapalı gözlerde ki pupalarda kanatların deforme olduğu
  13. Besleme amaçlı kolonilere verilen şeker şuruplarının işçi arılar tarafından alınamadığı ve kovanda fermente olduğu
  14. Arıcılar tarafından hazırlanan farklı kimyasal yapılara sahip pestisitlerin aynı anda bir arada kişisel metotlarla kullanıldığı
  15. Çıtaların üzerinde farklı anti-bakteriyel preperatların pudra şekeri ile karıştırılarak uygulandığı gözlenmiştir.

 

Arıcılarla yapılan toplantılarda kitlesel arı kayıpları ile ilgili tarafımıza beyan edilen açıklamalar genel hatları ile aşağıdaki şekildedir.

 

  1. Uzun süren yağış mevsimi
  2. Yağış miktarındaki artış ve yüzey akışları
  3. Aşırı sıcak geçen yaz mevsimi
  4. Kolonilerin yaşam ve verim amaçlı yeteri kadar nektar ve polen toplayamadıkları
  5. Varroa ile mücadelede kullanılan ruhsatlı ve ruhsatsız preparatların mücadelede başarısız kalarak varroa popülasyon artışının kontrol edilemediği
  6. Yaylada kalan arıların fizyolojik durumlarının görece olarak daha iyi olduğu
  7. Yaz döneminde kolonilere genç ana arıların kabul ettirilmesinde zorluklar yaşandığı
  8. Üretilen ana arıların canlı ağırlık ve vücut büyüklüğünde azalmalar (geçmiş yıllara kıyasla)
  9. Ana arı üretiminde çiftleşme başarısında önemli düşüşler ve yumurtlamada gecikme
  10. Yağmalama davranışında gözlenen artışlar
  11. Kitlesel ölümlerin yayla sonrası taşımanın akabinde yoğun olarak gözlendiği

 

 

 

2018 yılı sonbaharda gözlenen kitlesel bal arısı ölümleri; iklim değişimine bağlı olarak ortaya çıkan bir dizi biyotik ve abiyotik oluşumların nisbi ortak etkileri sonucu oluştuğu kanaatine varılmıştır.

 

İklim değişikliği, günümüzde doğal ve tarımsal ekosistemler ile insan yaşamının her bileşenini farklı düzeylerde etkileyen küresel bir fenomen olarak ortaya çıkmıştır. İklimin değişimi; canlılar üzerinde doğrudan veya dolaylı etkileri ile yaşam için gerekli yeterli, kaliteli ve hijyenik su, hava ve besin kaynakları ile ekosistemi değiştirerek bitki, hayvan ve insan sağlığını olumsuz etkilemektedir. İklim değişikliğine bağlı anormal meteorolojik hava olayları ve hava kirliliği sonucu ekosistemde yaşayan bitki, hayvan ve insanların maruz kaldıkları hastalık sayı ve yoğunluklarında artışlar gözlenmektedir.

Son yıllarda hem doğal hem de insanların kontrol ve gözetiminde yetiştiriciliği yapılan bal arıları gibi tozlayıcı böcek popülasyonlarında yoğun kitlesel ölümler gözlenmektedir. Tozlayıcı böcekler ile çiçekli bitkiler arasındaki karşılıklı faydalanmaya dayanan ilişkiler (tozlaşma vektörü – nektar ve/ veya polen) binlerce yıl içerisinde oluşmuş olup doğal karasal ekosistemler ile insan yapımı tarım plantasyon sistemlerine yardımcı olmuştur.

İklim değişikliği; çiçek ve tozlayıcılar arasındaki ilişkileri istikrarsızlaştırarak bal arısı, bitki ortamı, parazit, zararlı ve hastalıkları arasındaki doğal dengeyi değiştirme potansiyeli taşımaktadır. İklim değişikliği nedeni ile oluşan habitat değişiklikleri, farklı parazit ve patojenler arasındaki etkileşim, zirai mücadele uygulamaları ile stress faktörleri, yanlış bakım ve besleme uygulamaları bal arısı kolonilerinde gözlenen kitlesel ölümleri arttırmaktadır.

 

2018 yılı Türkiye geneli ve coğrafi bölgelere göre ilkbahar mevsimi sıcaklık anomalileri

Türkiye’nin 1981-2010 İlkbahar mevsimi ortalama sıcaklığı 12.0°C’dir. 2018 yılı ilkbahar mevsimi ortalama sıcaklığı 15.0°C ile mevsim normallerinin 3.0°C üzerinde gerçekleşmiştir. 1971- 2018 dönemi içinde en sıcak ilkbahar mevsimi olmuştur. 2018 ilkbahar mevsimi ortalama sıcaklıkları Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Karadeniz, Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinin tamamında mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşmiştir.

Kaynak: https://www.mgm.gov.tr/veridegerlendirme/sicaklik-analizi.aspx?s= ilkbahar

 

 

 

Sıcaklığın artışı; taşıyıcı vektörlerin (varroa, sivrisinek, kene, karasinek gibi) yeni coğrafyalara dağılmasına ve yaşam döngülerinin artmasına sebep olmaktadır. Sıcaklık artışı ile sadece hastalık etmeni taşıyan vektörler değil patojenlerin virulansı da etkilenmekte ve pek çok mikroorganizmanın çoğalma hızı artmaktadır.

Atmosferik ısı artışına bağlı olarak hava kalitesinde düşüklükler görülmekte ve hava kalitesi endeks değerlerinin azalmasına neden olmaktadır. Isı artışı ile yüksek sıcaklıkta güneş ışığında oluşan kimyasal reaksiyonlar sonucu özellikle yer seviyesi ozon (O3) ve azot oksitlerinin konsantrasyonu artmakta, enverziyon oluşumu ile atmosferik kirleticiler yükselemeyerek yer seviyesinde kimyasal madde artışı ve uçaroz madde kirliliği sorunu oluşturmaktadır. Bu durum yer seviyesine yakın yaşayan bal arısı gibi canlıların immun sistemlerini etkileyerek çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilmektedir.

Türkiye ve çevresindeki çöl ve yarı-kurak alanlardan yükselerek meteorolojik hava hareketleri ile kıtalar ve ülkeler arası toz aerosollerin taşınımı; iklim, kara ve deniz ekosistemleri ile insan faaliyetleri ve sağlığı açısından olumsuz özelliklere sahiptir. Türkiye, Orta Doğu ve Afrika kaynaklı çöl tozlarından Basra alçak basınç merkezinin daha etkili olduğu ilkbahar, sonbahar ve yaz aylarında daha yoğun etkilenmektedir.

Farklı büyüklükteki (µ) uçarozlar (Partiküler Madde, PM10 – PM2.5) bal arılarının solunum sistemleri aracılığı ile doğrudan bireysel olarak, bulaşık nektar, polen ve su ile kolonilere taşınarak ergin ve yavru bal arılarının sindirim sistemlerini etkilemekte ve arı sağlığını dolaylı yoldan olumsuz etkilemektedir. Bu durum bal arılarının bağışıklık sistemine hasar verdiği gibi ekosistemdaki bitkilerin fizyolojisini de etkilediğinden gıda kıtlığına, kalite azalışına neden olmaktadır. 2016 yılın Mayıs ayının son haftasında Artvin ili çevresinde yağışla etkili olan uçaroz madde çamuru Kestane ve Ihlamur çiçeklerini etkilemiştir. Kış besin stoklarını oluşturamayan ve arıcılar tarafından ek besleme yapılmayan koloniler sönmüştür. 2018 ilk baharında Muğla Köyceğiz’de iki kez uçaroz çamuru yağdığı, 3-4 Martta tarihlerinde yağan çamur sonrası bal arısı kolonilerinde 2-3 çerçeve ergin arı azalması gözlendiği bildirilmiştir.

 

2018 yılı Türkiye geneli ve coğrafi bölgelere göre yaz mevsimi yağış anomalileri

Tarım ve Orman Bakanlığı, Meteoroloji Genel Müdürlüğü istatistiklerine göre 2018 Türkiye geneli yaz mevsimi yağış ortalaması 85.7 mm, normali 61.0 mm ve geçen yıl yağış ortalaması 61.1 mm’dir. Yağışlarda normale ve geçen yıla göre %40 artma gerçekleşmiştir.

2018 yılı bölgelere göre yaz mevsimi yağış anomalileri incelendiğinde;

  • Marmara Bölgesinde yağış ortalaması 119.7 mm, normali 76.4 mm ve geçen yıl yağış ortalaması 111.0 mm’dir. Yağışlarda normale göre %57 ve geçen yıla göre %8 artma gerçekleşmiştir.
  • Ege Bölgesi yağış ortalaması 6 mm, normali 39.0 mm ve geçen yıl yağış ortalaması

65.8 mm’dir. Yağışlarda normale göre %100’den fazla ve geçen yıla göre %77 artma gerçekleşmiştir.

  • Akdeniz Bölgesi yağış ortalaması 73.1 mm, normali 35.1 mm ve geçen yıl yağış ortalaması

35.5 mm’dir. Yağışlarda normale ve geçen yıla göre %100’den fazla artma gerçekleşmiştir.

  • İç Anadolu Bölgesi yağış ortalaması 65.3 mm, normali 53.4 mm ve geçen yıl yağış ortalaması 62.2 mm’dir. Yağışlarda normale göre %22 ve geçen yıla göre %5 artma gerçekleşmiştir.

 

 

 

  • Karadeniz Bölgesi yağış ortalaması 143.1 mm, normali 129.4 mm ve geçen yıl yağış ortalaması 126.2 mm’dir. Yağışlarda normale göre %11 ve geçen yıla göre %13 artma gerçekleşmiştir.
  • Doğu Anadolu Bölgesi yağış ortalaması 65.6 mm, normali 58.5 mm ve geçen yıl yağış ortalaması 26.9 mm’dir. Yağışlarda normale göre %12 ve geçen yıla göre %100’den fazla artma gerçekleşmiştir.
  • Güneydoğu Anadolu Bölgesi yağış ortalaması 17.2 mm, normali 11.4 mm ve geçen yıl yağış ortalaması 1.6 mm’dir. Yağışlarda normale göre %51 ve geçen yıla göre %100’den fazla artma gerçekleşmiştir.

Uzun yıllar, 2017 ve 2018 yılı yaz mevsimi yağış karşılaştırılması

 

2018 yılı meteorolojik verilerinin arıcıların sezonda gözledikleri meteorolojik anomalilerle doğru orantılı olduğu gözlenmektedir. İklim değişikliği doğrudan bal arılarının besin kaynaklarını, bağışıklık sistemlerini, biyolojilerini ve davranışlarını etkilemekle birlikte bal arısı parazit, hastalık ve zararlılarının dağılım, yoğunluk çeşit ve etkinliklerini ile birbirleri arasındaki karşılıklı  etkileşimi de büyük ölçüde etkilemektedir.

Yağış rejimindeki düzensizleşme hijyen ve çevre sağlığı açısından sorunlara yol açarak insan, hayvan ve bitki sağlığını olumsuz yönde etkilemekte, virüs aktivitelerini ve doğal bulaşma döngülerinde yer alan konakçıların yoğunluklarını etkileyebilmektedir. Aşırı şartlar altında

 

 

 

(kuraklık ve beraberinde gelen kıtlık) insanlar, omurgalı ve omurgasız canlılar; potansiyel olarak enfeksiyonlara karşı daha duyarlı hale getirmektedir.

Sık ve uzun süreli yağmurlarla yıkanan çiçek ve nektaryumlar tarafından salgılanan nektarın kuru maddesi (şeker oranı) çok fazla seyreltik hale geldiğinden bal arıları tarafından toplanmaya değer görülmez. Aynı şekilde, aşırı kuru iklim şartları altında bitkilerin nektarı üretimini azalır. Birçok bitki çok kuru hava şartlarında nektar üretmez. Bu gibi durumlarda bölgeden taşınma veya kolonilerin protein (polen, polen ikame yemleri), karbonhidrat ve kaliteli su ile yeteri miktar ek besleme olmaz ise bal arısı kolonileri; ortamda yoğun çiçekli bitki gibi olmasına rağmen açlıktan ölebilirler. Çam pamuklu koşnili (Marchalina hellenica) gibi bitki öz sularını emerek salgı balı (çam, köknar, mezla, vd.) üretimine kaynaklık yapan yaprak bitlerinin salgı üretim kabiliyetleri, popülasyonlarının gelişimi ve büyümesi de doğrudan iklim şartlarına bağlıdır.

İklim değişiklikleri; çeşitli parazit ve patojenlere karşı dirençli veya dirençsiz yerel ırk ve ekotiplerden yeni biyotiplerin oluşumuna yol açabilme potansiyeli taşımaktadır. Bu nedenle gen havuzunda parazit ve hastalıklara karşı dayanıksız olan genotipler yok olurlar. Değişen biyotik ve abiyotik şartlara uyum yeteneğine sahip genotipler; bir sonraki generasyonun ebeveynleri olurlar (doğal seleksiyon-adaptasyon). İklim değişiminin etkilerinin yoğun gözlendiği günümüz gibi dönemlerde yerel bal arısı ırk ve ekotiplerinin korunması sürdürülebilir biyo-çeşitliliğinin devamı noktasında koruma önlemlerinin ivedilikle alınması arıcılık adına önem arz etmektedir.

İklim değişikliği etkilerinin yoğun gözlemlendiği dönemlerde sadece arılar değil, aynı zamanda arıcılar da iklim ve floradaki değişimlere uyum sağlamaları gerekecektir. Arıcılar geleneksel alışkanlıklarını değiştirerek yeni şartlara uyum sağlayan göçer arıcılık ve kışlama stratejileri ile bakım ve besleme yöntemlerini değiştirmeleri gerekmektedir. Bu durumda bazı üretim ve kışlama alanlarının değişen şartlara göre mevsimsel rotalardan çıkartılması gerekmektedir. Özellikle son yıllarda Doğu Akdeniz sahil kuşağında görülen erken ilkbahar kitlesel arı ölümlerinin önüne geçmek için kışlama bölgesi seçiminde değişikliklere gidilmelidir.

Arıcılar üretim kolonilerinde; iklim değişimine adaptasyon kabiliyeti yüksek bal arısı ırk ve ekotiplerinin kullanımı konusunda seçici olmalıdırlar.

Saha çalışmasında kışlama için yayladan indirilmeyen kolonilerdeki kitlesel ölüm oranının ılıman kışlak arılıklara taşınan arılardan önemli oranda kondisyon ve sağlık noktasında iyi olduğu birçok arıcı tarafından beyan edilmiştir.

İlkbaharda koloni gelişimi ve yaz arılarının üretimi için kışlama öncesi sonbaharda yeterli polen temini; yağ doku rezerv gıda deposu ile arı ekmeği stoklarının oluşturulması çok önemlidir. Kışlama öncesi erken sonbaharda polen kıtlığı, işçi arıların vücut depo rezervlerinin yeterince oluşturulamamasına (yetersiz vitellogenin sentezi), prematüre işçi arıların oluşumuna, yaşam sürelerinin kısaltmasına, arı kolonilerinin kışın sönmesine, bağışıklık sistemlerinin zayıflatmasına ve bakteriyel-viral-fungal patojenler ile parazit ve zararlılara karşı daha duyarlı hale gelmesini sağlamaktadır.

Varroa bal arısının bağışıklık sistemini zayıflatarak viral, bakteriyel ve fungal enfeksiyonların gelişimini teşvik eder. Varroalar özellikle çeşitli virüs ve bakteriyel hastalık etmenlerinin bal arılarına bulaşmasında aktif taşıyıcı olarak yer almaktadırlar. Varroa vektörü tarafından bal arılarına bulaştırılan viral hastalıkları kontrol etmek için herhangi bir kimyasal tedavi yöntemi bulunmamaktadır.

Bal arısı beslenmesinde yoğun karbonhidrat (kristal şeker-invert sıvı şurup – katı besleme (kek-fondant)) ve katkı maddeleri kullanımı kolonileri hayatta tutamaz. Canlıların temel yapı taşı

 

 

 

proteinlerden oluşmaktadır. Bal arılarının bağışıklık sistemi, vücut depo gıda stoklarının oluşturulması, stresin önlenmesi, ömür uzunluğu, pestisitlerin detoksifikasyonu, arı sütü ve yeni yavruların üretimi için biyolojik değerliliği ve sindirim kabiliyeti yüksek polen-polen ikame yemlerinin kullanılmasına acilen ihtiyaç bulunmaktadır.

 

 

KİTLESEL ARI ÖLÜMLERİNDE SIRALI ETMENLER

 

İklim Değişimi

Isı Artışı

Yağış miktarı ve sıklığının artışı

  • Nosema cerena etkinliğinin artışı

o Bağışıklık sisteminin zarar görmesi Hava kalitesinin bozulumu

Uçaroz Maddeler (Toplam Partikül 10, 5, 2.5 µ) Hava Kalitesi Endeksinde bozulma

Ozon üretimi ve azot-oksitlerin artışı Toz taşınımı

Temiz ve hijyenik su kaynaklarının kirlenmesi Ekosistemde besin kaynaklarının değişimi

Polen kalitesi ve miktarı ile tür sayısındaki değişim ve azalış Çiçeklenme zamanında değişim

Yetersiz Beslenme

  • Bağışıklık sisteminin zayıflaması
  • Vitellogenin sentezinin azalması
  • Ömür uzunluğunun azalımı
  • Oksidatif stress direncinin azalımı
  • Ana arı ve yavru gıdası (arı sütü) üretiminde azalış
  • Bal mumu salgılama işleminin durması
  • Genç yavru üretimin azalması
  • Genç yavruların canlı ağırlık ve vücut büyüklüklerinde azalma
  • Gezginci arıcılık ve taşıma stresi
  • Yağmacılık

Hastalık-parazit taşıyıcı vektör sayısında artış

Hastalık, parazit ve zararlıların sayısal- virülenslerinin artışı Varroa ile mücadelede gözlenen yetersizlik

Paraziter akar sendromu (varroa + virüsler + bakteriler)

  • Kitlesel koloni ölümleri